Türkçe Günlükleri 12

24 Mart Pazar

Feyza Hepçilingirler’in misafir olduğu YouTube videolarını seyretmeye devam ediyorum. Medyascope’ta farklı farklı programlara katılmış. Bugün seyrettiğim program Müge İplikçi’nin sunduğu Zeytin Dalı Programı idi. Edebiyat üzerine program yapan insanlarda gereksiz bir romantizm, tuhaf bir sükunet ve acayip bir kasıntı olduğunu gözlemliyorum. Açık konuşmam gerekirse bu programı seyrederken de böyle hissettim. Feyza Hepçilingirler gibi büyük bir yazarın, büyük bir denemecinin bu tarz programlara denk gelmesi ne talihsizlik. Karşısında şöyle hakikaten ağır ve içi dolu sorular soran biri olsa Feyza Hepçilingirler’in büyüklüğünü daha iyi göreceğiz.

25 Mart Pazartesi

Sanırım sonunda Hepçilingler’e yakışır seviyede soruların sorulduğu bir program buldum! Medyascope’ta yayımlanan Kitapscope. Feyza Hepçilingirler’in hazırlağı ve Can yayınlarından çıkan Halide Edip’in Halka Doğru kitabı tanıtılıyor. Aslında Halide Edip’in bizzat yayımladığı böyle bir kitabı yok. Büyük Mecmua ve Yenigün’de yazdığı yazıların Feyza Hepçilingirler tarafından derlenmesiyle oluşmuş bir kitap. Yarım saatlik videoyu izledikten sonra Türkiye’ye gider gitmez kitabı almaya karar verdim.

Fakat şu talihsizliğe bakınız, Hepçilingirler’e nispeten daha güzel ve yerinde sorular yöneltilen program maalesef bir edebiyat değil, kitap programı. Edebiyatçılar neden böyle programlar yapamazlar acaba?

Feyza Hepçilingirler’e sorulacak o kadar çok şey var ki? Deneme türünün yazarlığınızdaki yeri nedir? Montaigne hakkında görüşleriniz nelerdir? Dil düşüncelerinizde hiç değişiklik oldu mu? Osmanlı Türkçesi, Arapça ve Farsça gramerinin Türkçe gramer eğitimindeki yeri hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir oturuşta benim aklıma gelenler bunlar. Hikaye ve roman türlerinden de bunun gibi pek çok soru çıkartılabilir diye düşünüyorum.

26 Mart Salı

Cem Karaca’nın Emrah şarkısını dinliyorum. Sözleri Erzurumlu Emrah’ın. Bu şarkıyı ne zaman dinlesem Darülfünûn’da gördüğüm halk edebiyatı dersleri gelir. Aşık edebiyatını işlediğimiz bir derste hoca, Emrah’ın bu şiirini okumaya başladı. Şiirde “dedim gül memeler dedi koynumda / dedim ver ağzıma dedi yok yok” kısmına gelince duraksadı ve o kısmı okumadı. Orada bilim öğrenmek için toplanmış insanlarız ama şu zavallı şiiri bile okumaktan aciziz. Bugün olsa yine İstanbul Üniversite’sini tercih ederim ama bir üniversitede değil, olsa olsa üniversite hayatına hazırlık yapılan bir müessesede bulunduğumu aklımdan çıkarmadan okurum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s