Türkçe Günlükleri 10

8 Mart Cuma

Geçen hafta ruh ve tin kelimelerinden bahsetmiştim. Bugün karşıma Fransızca psyché kelimesi çıktı. Yunancadaki ψυχή kelimesinin Fransızcaya geçmiş hali. Yaptığım kısa araştırmaya göre daha evvel bahsettiğim âme ile aynı manada kullanılıyormuş, daha çok Tanah ve Yeni Ahit’in Yunancalarında geçen bir kelimeymiş. Wikipedi’de verilen manalardan biri de “souffle de vie” yani tam manasıyla nefs. Konu giderek derinleşiyor, biraz daha bilgi toplamam lazım.

Aşk’ın öpücüğüyle yeniden hayat bulan Psyché, Antonio Canova, 1793, Louvre Müzesi

9 Mart Cuma

Medyascope’un YouTube kanalında Kezban Küçük’ün sunduğu Okuma Kültürleri programına Feyza Hepçilingirler konuk olmuş. Türkçenin yaşayan bu büyük temsilcisini yeniden görmek beni çok mutlu etti. O kadar profesör, ilim adamı varken Feyza Hepçilingirler için böyle söylemem garip gelebilir ama Feyza Hepçilingirler bana göre bir dil hocasından ziyade deneme yazarıdır. Türkçede deneme türünün en önemli isimlerinden biridir. Türkçe Günlükleri formatının da mucididir. Acaba ona öykünerek yazdığım bu günlükleri görse ne derdi?

Katıldığı program hakkında da birkaç şey söylemek isterim. Feyza Hepçilingirler her zaman olduğu gibi çok güzel konuşuyor ve dinleyicilere faydalı pek çok şey söylüyor. Fakat maalesef programın sunucusu Kezban Küçük, karşısındaki hazinenin tam manasıyla ortaya çıkmasını sağlayamıyor. Edebiyatı, kitabı, okumayı seven biri olduğu belli ancak program hazırlamak ve güzel sorular sormak için bunlar kafi gelmiyor. Yine de bütün bunlara rağmen Feyza Hepçilingirler olduğu için seyretmeye değer bir program olmuş. Herkese tavsiye ederim.

12 Mart Salı

İstanbul’da CNR kitap fuarı varmış. Alfa yayınlarının Instagram hesabından gördüm. Doğrusu Alfa çok iyi iş çıkarmaya başladı. Bilhassa felsefe serisine bayılıyorum. Türkiye’ye bir dahaki seyahatimde yayınevine uğrayıp biraz daha alışveriş etmek istiyorum. Fransa’ya getirdiğim kitapları da daha okuyamadım ama olsun.

14 Mart Perşembe

Bu gece canım kitap okumak, notlar almak, çalışmak istiyor. Ama onun yerine ben bilgisayar başında vakit geçiriyorum. Başkaları da televizyon, telefon veya tablet önünde vakit geçiriyordur. Bu bakımlardan hem şanslı hem de şanssız bir nesiliz. Şanslıyız çünkü bilgiye ulaşmamız çok kolay, şanssızız çünkü sıkılmaya vakit bulamıyoruz. Halbuki sıkılmak bir şeyler üretmek, düşünmek, yaratmak için en gerekli şeydir. Şimdi tam yeri aklımda değil ama Ataç’ın medeniyetlerin kışın ateş başında kurulduğundan bahsettiği bir yazısı vardır Günceler’inde. Baharda ve yazın hava güzelken, dışarıda gezip tozmak varken kaç kişi eve kapanıp kitap okur, yazı yazar ki?

Şimdi bunları yazarken fark ettim, ne güzel bir kelime şu günce kelimesi. Türkçe Günlükleri yerine Türkçe Günceleri mi desem diye aklımdan geçirdim ama ilk kelime -çe ile ikincisi -ce ile bitiyor. Kulağa pek güzel gelmiyor sanki. Neyse belki ileride daha güzel bir isim bulurum. Şimdilik Türkçe Günlükleri demekte bir sakınca yok.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s