Türkçe Günlükleri 6

8 Şubat Cuma

Arkadaşım Çağrı, artık hostes yerine kabin memuru tabirinin kullanıldığını söyledi. Sonra değişen meslek isimleri hakkında biraz konuştuk. Apartman görevlisi, asistan, satış elemanı, temizlik görevlisi, kabin memuru. Bunlar bir zamanlar kapıcı, sekreter, tezgahtar, çöpçü ve hostes idi. Aslında bana sorarsanız hâlâ ikinci isimler yaşıyor ama nedense bu isimleri kullanmak kabalık sayılıyor. Çöpçü kelimesinde çöp geçiyor da insanların hoşuna gitmiyor diyelim. Peki tezgahtar neden rahatsız ediyor? Kadın-bayan farkı gibi bir şey bence bu da. Kimileri kadın demeyi kaba buluyorlar, bayan diyorlar. Kadınlar da kadınlığın utanılacak, ayıp bir şey olmadığına dikkat çekmek için bayan kelimesinin kullanımına karşı çıkıyorlar. Şahsen kapı gibi kapıcı olsaydım ben de apartman görevlisi gibi bir garabete karşı çıkardım.

Güçlü Ateşoğlu’nun tercüme ettiği Felsefenin Kısa Tarihi kitabını okumaya devam ediyordum. Okurken notlar almaya ve özet çıkarmaya karar verdiğim için baştan başladım. Sokrates’in anlatıldığı ilk kısımda hırsızlıktan bahsedilirken edim kelimesi kullanılmış: “Sokrates ona şöyle sorar: Ya bir arkadaşın kendini çok kötü hissediyorsa ve kendini öldürebilecekse, sen de onun bıçağını çalarsan? Bu da aldatıcı bir edim olmaz mı?” Bu kelime üzerine biraz düşündüm. Et- fiil köküne +Im fiilden isim yapma eki getirilerek türetilen pek çok kelimeden biri bu. Ama bana yapım, bilim, yatırım, yazılım kelimeleri kadar benimsenmedi gibi geliyor. Ben bile okuyunca bir durup düşündüm. Sonra hangi kelime yerine edim’i tercih ediyor acaba diye sordum. Sözlüğe baktım. Meğer amel yerine kullanılıyormuş. Amel gibi güzel ve halihazırda yaşayan bir kelime varken bu tarz kelimelerin kullanımını hakikaten anlayamıyorum. Üstelik bu bir tercüme. Felsefe zaten Türk toplumunda yer edinmekte zorlanan bir disiplin iken bir de kitaplarda böyle kelimeler kullanmaya gerek var mı? Burada değerli felsefe hocası Ahmet Arslan’ın “Ben felsefe bölümüne yeni geldiğim zamanlar Platon’u anlıyordum, fakat Platon’u anlatanları anlamıyordum” cümlesini zikretmek gerekiyor.

9 Şubat Cumartesi

Herkese Bilim ve Teknoloji dergisini tavsiye ederim. Sadece fen bilimleri değil sosyal bilimler sahasında da güzel yazıların çıktığı haftalık bir dergi. Cuma günleri çıkıyor ve fiyatı 4 lira.

Türkiye’de iken klasik müzik çaldıkları için TRT’nin Radyo 3 kanalını dinliyorum. Az evvel sunucu hanım konçerto kelimesini konserto diye telaffuz etti. Bu kelime Türkçeye İtalyancadan girmiş. Bu yüzden İtalyancada olduğu gibi telaffuz edilmesi gerekiyor. Sunucu konserto diye telaffuz edince acaba yine İngilizcenin bir tahribatı mı diye düşündüm ve kelimenin İngilizcedeki telaffuzuna baktım Oxford Dictionary’den. İngilizcede de İtalyancada olduğu gibi telaffuz ediliyormuş. Fransızcada ise sunucunun okuduğu gibi konserto deniyor. Ama Radyo 3 sunucusunun Fransızca etkisiyle böyle telaffuz ettiğine inanasım gelmiyor. Bence kelimenin concerto şeklindeki imlasını İngilizceye uydurmaya kalktığı için böyle telaffuz etti. Klasik müziğin en temel terimlerinden olan konçerto’nun bile yanlış telaffuz edildiği radyo kanalının TRT olduğunun altını çizerim.

10 Şubat Pazar

Cumhuriyet gazetesinden Özdemir İnce, “Çünkü kutsal Kuran’ın yeryüzü işlerine karıştırılmasına, bu işlere referans yapılmasına karşıyım ve bu nedenle de ‘laik’im” diyor.

Daha evvel de bir yazımda laik (laïc) sıfatının bu anlamda kullanılamayacağını yazmıştım. Bir insan için laik derseniz onun ruhban sınıfına ait olmadığını kast etmiş olursunuz. Din ve devlet ayrımını savunan kişilere de laik denemez. Laiklik taraftarı, laiklikten yana vs. kullanılabilir ama bu anlamda sadece kurumlar laik olabilir.

12 Şubat Salı

İkinci tercümem de medyascope.tv ‘de yayımlandı. Jean-Baptiste Montvalon’un Le Monde’da yayımlanan gazeteciliğin tarihi hakkındaki makalesini çevirdim. Dilerim hakkını verebilmişimdir. Sonradan okuyunca “keşke bu cümleyi daha farklı kursaydım” dediğim oluyor tabii. Bunları yeni tercümelerimde uygulamaya gayret edeceğim. Makaleyi okumak isterseniz: https://medyascope.tv/2019/02/12/en-cok-ovulen-ve-hakarete-ugrayan-meslek-gazetecilik/

13 Şubat Çarşamba

Kafa Radyo sonunda yayın hayatına başladı. Bugün yalnızca Zeki Kayahan Coşkun ve Nihat Sırdar’ı dinleme fırsatım oldu ama Zafer Algöz ve İlber Ortaylı’nın programlarını da takip edeceğim. Ayrıca Ayça Derin Karabulut tarafından hazırlanan Kitap Kafası programını da merakla bekliyorum.

Reklamlar

Türkçe Günlükleri 6” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s