Türkçe Günlükleri 3

18 Ocak Cuma

Twitter’da Kırkkanat’ın yazdıklarına cevap verip nâzik kelimesini, vezinleri ve kalın harfleri anlattım. Fakat çok mühim bir noktayı gözden kaçırmışım. Nâzik kelimesi Arapça kökenli değil, Farsça kökenli: nâzük > nâzik. Bunu hatırlatan @okale1 ‘e hatırlatmasından dolayı Twitter’dan teşekkür ettim ama bir kez de buradan etmek istiyorum. Tabii kelimesinin kökeninin Farsça olması çok fazla şeyi değiştirmiyor. Fâʻil vezni, nâzik kelimesi ve zarîf kelimesinin gramatikal yapısı hakkında yazdıklarım hâlâ geçerli.

 19 Ocak Cumartesi

“Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Hırant’ız.”

Ve on iki yıldır adalet bekliyoruz. Ermeni meselesinin belki de tek anahtarı, insan hakları savunucusu, gazeteci Hırant Dink’in katilleri hâlâ “Ankara’nın derin dehlizlerinde kayıp”. Fakat Hırant Ahparig (Ağabey)’in eseri Agos yayınına devam ediyor ve umarım daha uzun yıllar da edecek. Bu vesile ile okurlarımla yeni öğrendiğim Radyo Agos’u paylaşmak isterim. Cumartesi günleri Açık Radyo’da 09.00 ile 10.30 yayımlanan ve bir buçuk saat boyunca Türkiye ve dünya gündeminin Agos’un penceresinden işlendiği bir program bu. Fakat söylemeden geçemeyeceğim, programın ismini Radyo Agos değil de Türkçeye uygun şekilde Agos Radyosu koysalarmış.

Eski bölümleri Açık Radyo’nun internet sitesinden dinlemek mümkün.

21 Ocak Pazartesi

İran edebiyatı dersinde hoca Babürlerden de bahsetti ve tabii Bâbürnâme’yi zikretti. Benim de aklıma düştü acaba Bâbürnâme’nin orijinal dilli yani Çağatayca yapılmış bir yayını var mıdır diye. Biraz aradım taradım ama bulamadım. İngilizce ve Fransızca pek çok yayını olduğunu hemen söyleyeyim. Tıpkıbasımının ve verildiği güzel tercümeler var. Türkçe eserlerinde başında ise Reşit Rahmeti Arat’ın yaptığı tercüme geliyor ama maalesef orada orijinali yok.

Bir kitap, tez, makale vs. arayıp da bulamadığım zamanlarda Dârülfünûn’dan arkadaşım Yunus’a sorarım. Yine öyle yaptım ve sağ olsun hemen Mesut Şen’in doktora tezini gönderdi. Nedense YÖK’ün tez merkezine bakmak hiç aklıma gelmiyor. YÖK’ten nefret ettiğim için olabilir mi acaba?

Dil öğrenirken en zorlandığım kısım kelime ezberlemektir. Gramer konularına genel olarak hâkim olduğum için olacak yabancı dilleri öğrenirken de gramerde hiç zorlanmıyorum. Fakat kelimeleri öğrenmekte çok güçlük çekiyorum. Belki de çalışma tekniğimde bir hata vardır. Telefon numarası ezberler gibi oturup ezberlemeye çalışıyorum. Aslında bu tekniğin sık tekrar yapıldığında işe yaradığını düşünüyorum. Tam da bunun için çok güzel bir uygulama, site buldum: Quizlet. Buraya kelimeleri karşılıklarıyla birlikte ekliyorsunuz ve tekrarlarla, oyunlarla, testlerle alıştırma yapıyorsunuz. Çok hoşuma gitti doğrusu. Her dil öğrenenin göz atması gereken bir site.

Türkçe çok şeyden çekti, çekiyor. Yapmak fiili de bunlardan biri. Artık güzelim fiiller yerini yapmak fiiliyle kurulmuş fiil gruplarına bırakıyor. Az evvel televizyonda duydum. Eleştireceğim yerine eleştiri yapacağım diyor bir kadın. Nedendir bilmem ulaştırma sahasında da çok kullanılıyor bu yapı. “Sultanahmet’e gitmek isteyen yolcularımız Çemberlitaş durağında iniş yapabilirler.” İyi de inmek fiiline ne oldu? İniş yapmak, giriş yapmak, çıkış yapmak… Bunlar inmek, girmek, çıkmak fiilleri mevcut iken kullanılanlar. Bir de etmek, eylemek yardımcı fiillerinin yerini alan yapmak var. Ben küçükken herkes banyo etmek veya kahvaltı etmek derdi. Şimdi sadece banyo yapmak ve kahvaltı yapmak deniyor. Eleştiriyorum ama ben de ağız alışkanlığı ile bu tabirleri kullanıyorum.

22 Ocak Salı

Radyocu Nihat Sırdar, en sonunda bugün biz radyo severlere güzel haberi verdi. Kafa Radyo çok yakında yayın hayatına başlıyor. Hem de şahane bir kadro ile. Nihat Sırdar, Zeki Kayahan Coşkun, Güçlü Mete takip ettiğim, sevdiğim radyocular. Şimdi Kafa Radyo’da bunlardan başka İlber Ortaylı ve Zafer Algöz gibi iki büyük ismin yanı sıra Kafa ve #tarih dergilerinin sahibi Candaş Tolga Işık ile Can Yılmaz da yer alacak imiş. Her radyo severin merakla frekansların açıklanmasını beklediklerini tahmin ediyorum. Ben de Fransa’da internet üzerinden takip edeceğim tabii ki.

24 Ocak Perşembe

İşte Türkiye’nin kaybettiği bir büyük gazetecinin daha katlinin yıldönümü. Uğur Mumcu’yu ben tabii ki hatırlamıyorum. Katledildiğinde sadece iki aylıkmışım. Ama bıraktığı sedayı, gazeteciliğini ve Türkiye halkı için yaptığı çalışmaları duymamak, bilmemek mümkün mü?

“ne bir haram yedin ne bir cana kıydın
ekmek kadar temiz su gibi aydın
hiç kimse duymadan hükümler giydin
yiğidim aslanım aman burda yatıyor
döşek melil mahzun yastık batıyor”

Yine yapmak fiili! Bu fiilin çok çeşitli kelimelerle kullanıldığını gördüm ama bugün ilk defa müdahale yapmak şekline rast geldim, kulaklarım acıdı. Yapmak fiilini böyle önlerine gelen her kelimeye yapıştıranlarda hiç dil estetiği yok mudur?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s