Kağıda Dönüş

Akıllı telefonların hafızama iyi gelmediğini fark edeli bayağı oluyor. Eskiden hafızamda çok daha fazla beyit vardı. Gün boyunca onları kendi kendime tekrarlar dururdum. Ama ne zaman ki istediğim her an hemen her şiire ulaşma imkanı buldum beyit ezberlemeyi de bıraktım. Nasılsa istediğim zaman açıp bakabilirim hissine kapıldım. Üstelik telefondan bakmak bir kitaptan veya defterden akmaktan çok daha kolay. Aradığım şiiri bulmak için bir iki sayfa bile çevirmiyorum. Bir boşluğa harfleri dokunarak yazıyorum, aradığım çıkıyor. Ne büyük kolaylık değil mi? Ama bir o kadar da tembellik.

Bu menfi tembellik tesiri sadece beyitler bahsinde değil dil bahsinde de zuhur ediyor. Bir lisan öğrenirken en zorlandığım kısım kelime ezberlemektir. Telefonun ve elektronik lügatlerin getirdiği kolaylık tembellik de getiriyor. Her lazım olduğunda telefondan istenilen kelimeye bakabilme imkanı ezberi zorlaştırıyor. Mesela insanlar ellerinde videolar, ses kayıtları, renkli çalışma kağıtları olmadan bir lisanı, üstelik o lisanın kullanıldığı memleketlere gitmeden ana dil seviyesinde öğreniyorlardı. Tanzimat münevverlerini düşününüz mesela. Kalemdeki işleri sayesinde Fransızca bilenlerle temas kuruyorlar ve o kalemlerde tercüme yapabilecek kadar Fransızca öğreniyorlardı.

Dil öğrenmek mevzuu bizim devrimizde kanayan bir yaradır. Nasıl oluyor da çocuklar on sene İngilizce dersi görüyorlar da üç cümle kuracak seviyeye gelemiyorlar? Türkiye’nin talim terbiyesini burada konuşmak istemiyorum. En iyi en güzel usullerle ders aldığımız hallerde bile Tanzimat münevverlerine yaklaşabildiğimizi iddia edemeyiz. İki senedir Fransızca öğreniyorum, altı aydır Fransa’da Fransız bir aile ile yaşıyorum ama hâlâ kelime sıkıntısı çekiyorum. Benim Fransızca tahsilim öyle devlet mekteplerinin kalitesiz tahsili gibi de değildi üstelik.

Bir yandan da İngilizce tahsilimi düşünüyorum. Kendisini daima hayırla yâdettiğim Yüksel hoca bir senede İngilizce öğretmişti. Peki fark neydi? Bana öyle geliyor ki fark devirdi. Çünkü İngilizce öğrendiğim zamanlarda yani bundan sekiz sene evvel akıllı telefonlardan daha ilk misallerini görüyorduk. İnternet ise bazı tablet telefonlar için bile büyük lüks idi. Evet, şaşırtıcı ama on sene evvel hayatımızda bu dokunmatik ekranlar yoktu. Bir kelime Lazım olduğu vakit lügati açıp bakıyorduk. Bu yüzden lügati veya kelime defterimizi yanımızda taşıyorduk. Yanımızda değilken bir kelimeye bakmak icap ederse mecburen eve gitmeyi bekliyorduk. Bence bütün bu zorluklar baktığımız bir kelimeyi daha iyi hıfzetmemizi sağlıyordu. Çünkü unuttuğumuz vakit tekrar bu meşakkatlere katmamız gerekiyordu.

Fransızca ve İngilizce için söylediklerimin aynılarını hatta daha fazlasını Osmanlı Türkçesi için de söyleyebilirim. Üç dört sene boyunca Ferit Devellioğlu’nun lügatini lisedeyken her gün evden okula, okuldan eve taşıdım. Boşuklarımda hep onun sayfalarını karıştırdım. Bazen bir gazel seçer, gazelde geçen bilmediğim kelimelere tek tek bakar kitabın üzerine not alırdım. İnternette Kubbealtı Lügati yoktu. Telefon uygulamaları zaten yok. Bugün iyi bildiğim unutmadığım kelimeler hep o zamanlarda öğrendiğim kelimelerdir. Edebiyat fakültesinde bile o zaman öğrendiğim gibi öğrenmedim.

Tabii meseleyi bir de öbür taraftan ele almak lazım. Bu aletler hiç mi bir işe yaramadı? Elbette yaradı, hâlâ da yarıyor. Sosyal ağların faydalarından daha evvel bir yazıda bahsetmiştim. Burada tekrarına lüzum yok ama bu teknolojilerin yani akıllı telefon, internet ve sosyal ağların faydalarını ehemmiyetlerine göre şöyle sıralayabilirim:

  1. Kaynaklara ulaşma
  2. İnsanlarla irtibat kurma
  3. Haberleri anlık takip etme

Kanaatimce bu üçüncü hususiyet lâzım-ı gayr-i mufârık (sine qua non) değildir. Birkaç haftadır haberleri gazeteden takip ediyorum ve noksan yahut menfi bir tarafını görmedim. Tabii Türkiye gibi bir memleketin ruznamesini (gündemini) takip ediyorsanız bu söylediğim cari değildir. Birincisi okunabilir tek gazeteyi her zaman bulamayabilirsiniz. İkincisi de sadece gazete ile olan bitene yetişemezsiniz.

Hülasa kaleme kağıda biraz daha bağlı kalarak öğrenme kabiliyetimi geliştirmeye, en azından bu mütalaamın doğru olup olmadığını tecrübe ederek görmeye karar verdim. Bilgisayar, telefon, internet yine en büyük yardımcım ve eğlencem ama zikrettiğim mevzularda kaleme, kağıda, kitaba dönmeyi deneyeceğim.

Onur BÜLBÜL

Reklamlar

Kağıda Dönüş” üzerine 2 yorum

  1. Onur bey,
    Uzun müddettir her hangi bir şey yazmadınız. Muhtemelen eğitim hayatınız ve işleriniz ile meşgulsünüzdür. Bugün güzel edebi yazı tarzınız ve bana gönderdiğiniz bazı arşiv nüshalarını arkadaşıma gösterirken aklıma geldiniz.
    Buraları boş bırakmayın efendim. Hoşça kalın.

    Liked by 1 kişi

    • Efendim, güzel sözleriniz için müteşekkirim. Türkiye’de sürekli seyahat ile geçen üç aydan sonra Strasbourg’a avdet ettim. Bundan sonra daha düzenli yazmaya çalışacağım. Dilerim yazacaklarım alakanızı celbeder.

      Saygılarımı sunarım efendim.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s