Sosyal Medya

 

Yıllar sonra içinde bulunduğumuz zamanlar sosyal ağlarla hatırlanacak. Her tarafımız sosyal ağ oldu. Bunu menfi manada söylüyorum zannetmeyin. Ben, o her teceddüte (yeniliğe) laf edenlerden değilim. Çok faydalı olduğunu düşünüyorum sosyal ağların.

Sosyal ağ diyorum ama bunun meşhur ismi sosyal medya. Fakat benim bildiğim kadarıyla medya daha çok kütle iletişimini yani televizyon, gazete ve radyoyu anlatıyor. Bu sahalarda Facebook, Twitter gibi ağlar kullanılırsa isimleri sosyal medya oluyor. Buna mukabil Facebook vb ağların ismi sosyal ağdır. Eğer yanlış biliyorsam lütfen yazınız.

Ne işe yarar peki bu sosyal ağlar? Bir kere hakikaten sosyalleşmeyi sağlar. Ben pek çok kıymetli insanla bu vesileyle tanıştım. Blog okurlarımdan tanıştığım oldu, takip ettiğim blog yazarları ile tanıştığım, görüştüğüm oldu. Kısacası bu ağlar hem-fikir olduğumuz, müşterek zevkleri paylaştığımız insanlarla tanışmamıza vesile oluyor.

Sosyal ağların kitap kadar güvenilir olmasa da malumat sahibi olmamızı sağladığı da aşikar. Bunu ikiye ayırabilirsiniz:

  1. Yaşanan günlük vakalar hakkında
  2. Hususi bir ilim veya sanat hakkında

Bunlardan birincisi için sosyal ağlar hem en kötü mecralar hem de en iyi mecralar. Her internete bağlanabilenin yazma imkanı olduğu bir yerden haberleri takip etmek insanı gülünç hale düşürebilir. Fakat gazete, televizyon ne kadar doğru neşriyat yapıyor? Bunu da düşünmek lazım. Neticede Türkiye, kıyamet koparken penguen belgeseli oynatan haber kanalının olduğu bir üçüncü dünya ülkesi. İşte bu yüzden yine sosyal ağlar bir mıntıkadan en doğru malumatlarımı almamızı da sağlayabilir.

Sosyal medyalarda yazan çizen bazı âlimler, âlimeler de var. Bunlar sayesinde de pek çok şey öğrenebiliyor insan. Eğer tarihçileri, dilcileri, edebiyatçıları takip ederseniz büyük faydasını görürsünüz. Fars dili ve edebiyatı hocası Mehmet Kanar’ın Facebook faaliyetleri buna en güzel misaldir bence.

İnsanlar gündelik hayatlarını sosyal mecralarda anlatıyorlar diye de kızmamak lazım. Kendini anlatma, dinletme insanın tabii ihtiyaçlarındandır. Pek çok sanat eseri bu ihtiyaçtan hasıl olmuştur. Anlatmak kadar, alaka gösterdiği insanları dinlemek de ister kişioğlu. O yüzden gündelik hayatın anlatılmasını, okunmasını ve seyredilmesini garip karşılamamak lazım.

Bu mecraların bir faydasına daha temas etmek istiyorum. Belki de benim için en mühimi bu. Eskiden herhangi bir şey neşretmek sadece masraflı değil aynı zamanda meşakkatliydi. Sosyal ağlar bunu yıktı. Evet blog yazarak kitap neşrettiğinizdeki kadar geniş bir kütleye seslenemezsiniz ama yazdıklarınızı okutma imkanı bulursunuz. Defterlerin, dosyaların arasında kaybolup gidecek yazıların paylaşılması, üç beş kişi tarafından da olsa okunması fena bir şey değil.

Menfi tarafları yok mudur sosyal ağların? Tabii ki var. Ama hangi mecranın, hangi insan icadı faaliyetin fena tarafları yoktur ki? Teceddüt ve tebeddülden korkmayalım.

Onur BÜLBÜL

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s