Bloglardan Ekim

blogEkimde neşredilmiş blog yazıları için biraz geç kaldığımın farkındayım. İmtihanlar, intihaplar derken bir türlü vakit bulamadım. Bu teahhur için herkesten özür dilerim. Ümit ederim ki bundan sonra böyle tehirler olmaz.

***

Şekerin Yeri
sekerinyeri.wordpress.com

Bu ay, yazmaya İbrahim Şeker’in bloğunda başlamak istiyorum. İbrahim Bey’in sayfası en sevdiğim blog sayfası. Sağolsun kendisi de teveccüh gösterip benim yazılarımı okuyor.

Vatan: İbrahim Bey’in bu yazıda olduğu gibi başarılı tahlilleri var. Tahlillerini beğenerek hatta kıskanarak okuyorum. Belki pek çok insan vakıaları kendince tahlil eder ama herkes böyle derli toplu şekilde yazıya geçiremez. İşte bu bakımdan kıskanıyorum İbrahim Bey’i.

Yakın Siyasi Tarih XI: Bu yazı dizisine her seferinde temas etmek lazım mı diye düşündükten sonra her fırsatta temas etmek ve hatırlatmanın yerinde olacağına karar verdim. Üstelik her ay diziye yeni yazılar ilave ediliyor. Dizinin on birinci yazısı olan bu yazı belki de şimdiye kadar en ilginç olanı. Demokrat Parti zamanına dair her yerde bulamayacağınız malumatları burada bulabilirsiniz. Yakın tarihe dair bir fikir edinmek isteyen herkes bu diziyi okumalı.

Ermeni Soykırımı: Meseleyi oraya buraya çekmeden, hamaset yapmadan, büyük büyük laflar etmeden çok güzel anlatmış. Bu meselenin siyaset sahasındaki seyrini ben bu yazı vesilesiyle öğrendim.

İbrahim Bey’e her ay olduğu gibi bu ay da tavsiyem imla kaidelerine daha dikkat etmesi.

***

Kişisel Blog
musaozsari.com

Musa Bey blog yazarlığının hakkını ekim ayında da vermiş. Pek çok yazı neşretmiş. Ben hepsine temas edemeyeceğim tabii ki ama şunlar hakkında yazmak isterim:

Koleksiyon: Güzel bir deneme okuyorum havasına kapıldım bu yazıyı okurken. Musa Bey yaptığı koleksiyonlardan ve tabii ki çocukken taso biriktirme gibi hepimizin yaptığı faaliyetlerden bahsediyor. Yazının menfi tarafı çok kısa olması. Böyle kabiliyetli yazarların güzel yazıları kısa olduğunda çok üzülüyorum. Musa Bey’e göre blog yazılarının böyle olması lazım geliyordur belki ama ayda en azından bir kere benim gibi okurları düşünüp uzun ve güzel bir deneme neşretse olmaz mı?

Kopyala Yapıştır Blog Yazarı Ol: Bu da benim bile başıma gelen içerik hırsızlığı hakkında güzel bir yazı. Hırsızlık bu coğrafyadakilerin ruhuna işlemiş galiba. Vaziyetin ciddiyetini bu vesile ile daha iyi görmüş oldum.

***

Afitab:
afitab.org
‘un yazarı Makbule Nur Ayan, ekim ayında bir yazı neşretmemiş. Sayfasında yeni açtığı Kitaplardan serlevhalı köşeye yazdığı ilk yazı bu. Alemdağ’da Var Bir Yılan / Sait Faik Abasıyanık
Doğrusu çok güzel bir icat bu Kitaplardan köşesi. Fakat koca ayı böyle kısacık bir yazı ile geçirmek olmamış. Okurlarıyla paylaşacak şeyi yok mu acaba Makbule Hanım’ın? Okur yazar bir edibe olduğu belli. Demek ki paylaşacak çok şeyi var ama okurlarına kafi derecede vakit ayırmıyor. Okurları olarak sitemde bulunmak hakkımızdır diye düşünüyorum.

***

Duygu Çınar
duygucinar.com

Yazı dilini çok beğeniyorum duygu hanımın. Güçlü bir üslubu, sağlam mantık dokusu var. Ekimde, Yaşama Çevrilen Pedal ve Aile Birliği diye iki kitabı tanıtmış. İkisi de maalesef bana göre değil. Kendisine iki tavsiyem var: Birincisi, daha edebi kitaplar tanıtması. İkincisi de ayda en azından dört kitap tanıtması. Bu hafta Duygu Hanım hangi kitabı tanıtmış diye sormak hakkımızdır diye düşünüyorum.

***

Öyle 1 Şey
oyle1sey.wordpress.com

Dünden Bugüne Oya Baydar ve O Muhteşem Hayatımız: Fena bir yazı değil belki ama sarmadı beni. Öyle imla hatalarıyla dolu olmamasına rağmen okurken yoruldum. Cümle yapıları sebep oldu sanırım buna: “Oya Baydar’ın zaman zaman sosyalistliğine değinilir, abartılı.” Buradaki abartılı zarfı yazı dilinde de konuşma dilinde de böyle kullanılmaz. Ben de zaman zaman devrik cümleler kuruyorum. Ama bunları, konuşma diline biraz yaklaşarak akıcılık sağlamak için yapıyorum. Burada, nesirle nazmı karıştırma hevesi var gibi geldi bana.

Yazıyı bunlardan ayrı düşünürsem güzel bir kitap tanıtımı olduğunu kabul etmem gerekir. Bu sayfada daha çok tanıtım neşredilirse belki de nazma heveslenen bu yazının sadece bir istisna olduğunu görürüz.

Neden Yaşıyorum Diye Hiç Sordun Mu Kendine? : Yukarıdaki cümleleri bu yazıyı okumadan yazmıştım. Bunu okuyunca nazma heveslenmenin istisna olmadığını, yazarın tercihi olduğunu anladım. Yazının tamamını da okumadım. İlk paragraftan sonra kendi kendime sabret demeye başladım ama “Yüzünü havlu ile kuruladıktan sonra var mıyım yok muyum diye kontrol etmek için aynada bir kez kendime baktım” cümlesini okuyunca daha fazla devam edemedim. Hangi insan hakikaten sorar bu suali? Haydi çeşitli vehimlere kapıldı da sordu diyelim, aynaya bakarak cevap bulmaya çalışır mı? Bu suali soran hekime başvurmalı, tıbbi yardım almalıdır. Neyse uzatmayayım, bence bu yazar (ismini öğrenemedim, Zeynep veya Hakan olabilir) güzel şeyler yazabilir ama lüzumsuz edebiyattan, nesirde nazma kaçma hevesinden kurtulup edebiyat-ı sahiha ile tanışması ve denemenin üstatları Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Suut Kemal Yetkin ve Salah Birsel ile tanışması lazım.

***

eskiciveroman.wordpress.com ‘un yazarı Ceylan Hanım da ekim ayında pek velut (üretken) değil gibi geldi bana. Tabii ki blog için bir şeyler yapmış ama denemelere ara vermiş sanki. Ondan da yeni ve eskiden yazdıklarına nazaran daha uzun denemeler bekliyoruz.

***

İşte ekim ayı için bloglar hakkında benim diyeceklerim bunlar. Takip etmemi, hakkında yazmamı istediğiniz bir blog var ise bana bildirmenizi rica ederim, efendim.

Onur Bülbül

Bloglardan Eylül yazısını buradan okuyabilirsiniz.

Reklamlar

Bloglardan Ekim” üzerine 7 yorum

  1. Öncelile yazılarımızı okuyup olumlu/olumsuz eleştirdiğin için teşekkür ederiz. Her zaman olumsuz eleştirileri olumlulardan daha önemli tutmuşumdur.
    Şimdi eleştirine gelecek olursak. Edebiyata, Meb’in lise kiteplarından etkilenerek başlamadık. Edebiyat olsun sanat olsun diye de değil, yazmak istediklerimizi yazmak için yazıyoruz. Mesela bu cümleyi bile anlamakta zorluk çektiğini düşünüyorum. Yorumuna bakılırsa felsefe ve mantıkla pek tanışıklığın olduğunu söyleyemeyeceğimiz için bu cümleyi özümseyemezsin. Edebiyata ya da senin deyimin ile ” Edebiyat İlmine” lys de soru çözer gibi bakılmaz. Benim sana tavsiyem edebiyat-ı sahihayı , kitab-ül el-edebiyatıl el-mukabıl lel-biyağrefun gibi zırvaları bir kenara bırakıp hayatın içinden, felsefeyle harmanlanmış, bir düşünce akımının izlerini taşıyan, kalıplarla sınırlanmamış bakış açısına yönelmendir. Eğer iyi bir edebiyat okuru olsaydın Nurullah Ataç’ın ve diğer adamların bizin tarzımızda yazarlar olmadığını görüp böyle boş bir yorum yapmazdın yine de olumsuz yorumun için teşekkür eder ve yazılarımızı tekrardan gözden geçireceğimizi belirtmek isterim kitapla kal iyi okumalar.

    Beğen

    • Yorumumu incelemeden gönderdiğim için imla kaideleri 🙂 biraz özensiz olmuş. Siz düzeltip, eksikleri tamamlarsınız. Ona göre de notumu verirsiniz.. 🙂

      Beğen

    • Kusura bakmayın ama biraz fazla tepki göstermişsiniz. Sizin denemelerinizi okurken yorulduğunu bu sebeple bıraktığını ve beğendiği bir şekilde yazılır ise daha iyi olacağından bahsetmiş eleştiride. Ona göre bu tip yazarları takip etmek daha akıcı anlatım sergilemenizi sağlayacaktır.

      Siz ise başta bu eleştiriye teşekkür etmiş görünüyor gibisiniz. Lakin özetle “evet belki size yorucu veya okunmaya değer gelmeyebilir fakat ben bu şekilde kendimi ifade ediyorum. Felsefe ve edebiyatın harmanlaması vs.” tarzda cevap verseniz daha uygun olur diye düşünüyorum. “Şu yazarları ve eserleri okuyun kendinizi geliştirirsiniz” demek ukalalık değil bir tavsiyedir.

      İkincisi sizde karşı eleştiri getirmişsiniz. Bunun anlatımı da çok sert ve küçümseyici. Deneme veya yazarsınız bilemiyorum ama sanatçı ruhlu kişiler bunlara dikkat etmeli. Hatta daha çok dikkat etmeli. Her eleştiriyi bu şekilde savuşturmak bir anlam ifade etmez. Eleştiri olmadan da kendinizi geliştiremezsiniz.

      Yazılarınızdan bazılarını bende okudum. Ben için çok yorucu gelmedi aslında. Bende de aynı sıkıntı var ama ben hikaye veya deneme yazmıyorum. Devrik cümle ve imlaya sizin daha dikkat etmeniz yararınıza olacaktır eminim.

      Saygılarımla.

      Liked by 3 people

      • Azizim, boşa yazdığınızı düşünüyorum. Anlaşılan o ki sayfanın yazarı hiç de yazdığı gibi eleştiriye açık falan değilmiş. Bu yazdıklarım bile kendisini ne kadar sinirlendirmiş baksanıza.

        Edebiyatın felsefe ile harmanlanması, bir düşünce akımından izler taşıması gibi büyük büyük laflar ederek bana cevap yetiştirmeye çalışmış. Halbuki benim eleştirim çok başkaydı. Sinirden kaynaklanan, pek düşünülmeden yazılmış cümlelerini ciddiye almanın lüzumu yok. Hem benim “edebiyat ilmi” dediğimi falan da iddia ediyor ki buradan yazdıklarımı okumadan kaleme sarıldığını anlıyoruz. Çünkü ben Edebiyat İlmi serlevhalı yazımda edebiyat ilmi tabirine karşı çıkıyorum, edebiyatın böyle görülemeyeceğini anlatıyorum.

        İlk defa yazdığı ve tanımadığı birine sen diye hitap etmesi de nezaketten uzak, kaba biri olduğunun delilidir. Böyle insanlarla fikir alışverişi yapmaya çalışmak abesle iştigaldir.

        Beğen

      • Bana göre hemen köprüleri atmak olmaz. Belki de başka bir duruma kızıp size aşırı tepki de göstermiş olabilir. Birde internet ortamında bir çok insan dolaşıyor. Aslı astarı olmadan insanlara hakaret edip yaftalıyor. Bende bir çok kez bunlara rast geliyorum. Özellikle siyasi yazıları ve yorumlarda tahammül sınırları pek dar.

        İnsanlar siyaset arenasının geriliminden etkileniyorlar. Şöyle düzgün kişilerin konuştuğu bir ortam kalmadı. Yaşımız sanıyorum ki sizinde gençtir. Fakat bakıyorum rametli Erbakan olsun, rahmetli Ecevit olsun, Menderes veya Demirel olsun konuşmalarında üslup ve adaba çok dikkat ederlermiş. Çok farklı çizgide hayat görüşleri olan insanların televizyonda tartışırken birbirlerine hitapları ne güzelmiş eskiden.

        Sert konuşmak ile hakaret vari konuşmak çok farklı şeyler. Tepelerdeki siyasi liderler külhanbeyi ve kabadayılığı özendirdiği içinde bir nebze bu nezaketi kaybettik.

        İyi akşamlar. Zamanla düzelecektir diye düşünüyorum.

        Liked by 1 kişi

  2. Onur bey,

    İltifatlar için teşekkür ederim. Elimden geldiğince yazmaya ve bildiğim/okuduğum kitapları ayrıntılarıyla anlatmaya çalışıyorum. Burada belirtmek gerekir ki yakın tarih serisi çok önemli. Notlarımda özetlerimi çıkarttım. Yine tarih ile ilgili olarak 4-5 yazı daha hazırladım. İnsanların modern devletler sistemine nasıl ulaştığı konusunda ışık tutacağını düşünüyorum. Bunların dışında Osmanlı Tarihi’ni ilerki yıllarda bitirip tekrar belki Uğur Mumcu’nun yazılarına odaklanırım. Başka bir şeyler ekler miyim bilemiyorum ama önümüzdeki 2 yıl sürecek bir çalışma hazır gibi duruyor. Belki sanat ve tiyatro aralarda neden olmasın.

    Yine buradan yaptığınız aylık değerlendirmeler vasıtasıyla bir iki tane blog sayfasını da takip etme fırsatım oldu. Bunun içinde yine teşekkür ederim. Hoşçakalın

    Liked by 2 people

    • Efendim, yeni çalışmalarınızdan haberdar olmak ne güzel. En kısa zamanda bunları sayfanızda görmek, okumak isteriz. Arkadaş meclislerinde isminiz mutlaka zikrediliyor. Yazılarınız ve nazik cevabınız için çok teşekkür ederim.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s