Mustafa Kemal’in Avdeti

1030px-Viki-Türkçe_DünyaUzun zamandır dil üzerine yazmıyordum. Fakat Falih Rıfkı’nın Mustafa Kemal’den yaptığı şu nakil beni tekrar yazmaya sevk etti: “Türkçenin hiçbir yabancı kelimeye ihtiyacı olmadığını söyleyenlerin iddiasını tecrübe ettik. Dili bir bir çıkmaza saplamışızdır. Bırakırlar mı dili bu çıkmazda? Hayır. Ben de işi başkalarına bırakmam. Çıkmazdan biz kurtaracağız.” Falih Rıfkı, bu sözleri Çankaya kitabında naklediyor.

Benim merak ettiğim nokta ise şu: Şu anda Mustafa Kemal aşağı Mustafa Kemal yukarı diyen öz Türkçeciler bu efkar karşısında ne düşünüyorlar? Evet 1932’de tesis edilen Türk Dili Tetkik Cemiyeti hakikaten onların arzuladıkları bir Türkçe için, daha doğrusu Türkçeyi temel alan sun’î bir dil için çalıştı, çabaladı. Bu çalışmalara Mustafa Kemal de destek vermiştir. Buna bir misal olarak Mustafa Kemal’in şu konuşmasını zikredebiliriz:

“Bu gece ulu konuklarımıza,Türkiye’ye Uğur getirdiklerini söylerken duygum tükel özgü bir kıvançtır… Avrupa’nın iki bitim ucunda yerlerini berkiten uluslarımız, ataç özlüklerinin tüm ıssıları olarak baysak, önürme, uygunluk kıldacıları olmuş bulunuyorlar; onlar, bugün en güzel utkuyu kazanmıya anıklanıyorlar: baysal utkusu.”

Mustafa Kemal 1932-1934 senelerinde böyle bir Türkçe kullanıyor. Falih Rıfkı’ya yukarıda yazdığım cümleleri söylemiş olduğunun bir delili bence bu çıkmaza saplanmış Türkçeden vaz geçip tekrar yaşayan Türkçeye avdet etmesidir. 1936 senesinde meclisin açılış konuşmasında bakın nasıl cümleler kuruyor: “İlk tahsilin yayılması için sade ve pratik tedbirler almak yolundayız. İlk tahsilde hedefimiz, bunun umumi olmasını bir an evvel tahakkuk ettirmektir. Bu neticeye varmak ancak fasılasız tedbir almakla ve onu metodik tatbikle mümkün olabilir…” Konuşmanın diğer kısımları da bundan farklı değil. Merak eden meclis zabıtlarını buradan okuyabilir.atatürk-mecliste

Bütün bunlardan sonra Mustafa Kemal’in tasfiyecilikten döndüğüne şüphesi olan yoktur diye düşünüyorum. Fakat ben burada “Bakın Mustafa Kemal böyle yapmış. O yüzden doğrusu budur. Siz de onun gibi yapın” demiyorum. Mustafa Kemalin bir şeyi yapması o işin doğru veya yanlış olduğuna delil teşkil etmez. Ben sadece Mustafa Kemal’in tasfiyeden vaz geçtiğine dikkat çekmek istiyorum. Günümüzdeki tasfiyecilerin bu mevzuda ne düşündüklerini de merak ediyorum. Kendisinden farklı düşünmeye dahi cesaret edemedikleri Mustafa Kemal’e muhalif hareket etmelerini nasıl izah ediyorlar? Bu mevzuda bilhassa TDH’den bir cevap bekliyorum.

Onur Bülbül

Reklamlar

Mustafa Kemal’in Avdeti” üzerine 2 yorum

  1. Onur bey yakın tarih dönemi kültür olaylarında bende kısaca buna değineceğim aslında bu sebeple uzun uzadıya yazmayacağım. Mustafa Kemal’in “Devrim” ile yapmaya çalıştığı bütün kültürel çalışmalar elbetteki istenilen şeyi sağlamadı. Yapılan yanlışlardan birisi de bu dilde tasfiye işiydi. Bunun ile ilgili çalışmalar yapılmasını istedi.(1930’larda). Bilmeyen için dilden arapça/farsça kelime köklerinden olanların artık kullanılmaması diyebiliriz. Yeni bir türk dili yaratılmaya çalışıldı fakat olmadı bu tasfiye işi. 2-3 yıl sonra Mustafa Kemal tasfiye işinden vazgeçti. Artık yıllarca kullanılan kelimeler kabul edilerek buna göre yol haritasını çizdiler. Fakat M.Kemal’in ölümüyle beraber CHP içinde kabaran aşağılık kompleksleri yeniden dilde bu uygulamaya gitti. Muhtemelen millet olarak “vur deyince öldürme” deyimini burada rahatlıkla kullanabiliriz. Bunun ile ilgili Ziya Gökalp Türkçülüğün Esasları adlı eserinde bilgi vermiştir. Zaten kendisi bu dönemde türk alfabe devriminde önemli rol alan bir insan. Yine uzattım kusura bakmayın. Mustafa Kemal kesinlikle bir dahidir. Çok meraklı ve okuyan bir şahıs. Fakat her şeyin uzmanı elbette değil. Kültür hareketlerinde yurt dışından bir çok uzman ve hocalar ile “nasıl yaparız” diyerek araştırmalar yaptırıyor. Bazı yapılan şeylerden kendisi vazgeçiyor. Buda bunlardan birisi. Ben kültür tarihinde unutmaz isem daha ayrıntılı açıklarım inşallah

    Liked by 1 kişi

    • Estağfurullah, yorumlarınız sayfayı teşrif ediyor. Efendim, ben ömrüm boyunca bu dil inkılabına muhalefet ettim. Ancak bu yazıda meselenin ilmî tarafını değil de Mustafa Kemal’in tuttuğu yol üzerinden şimdiki tasfiyecilerin vaziyetini tartışmaya açmak istedim. Meselenin menfi taraflarını ve var ise müspet taraflarını da kültür tarihi yazınızdan uzun uzun mütalaa ederiz, azizim. Yazıyı dört gözle bekliyoruz.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s