Kütüphane Rezaleti

Hünername'den Kanuni'yi avda gösteren minyatür. Halil İnalcık hocanın Has-bağçe'de Ayş u Tarab kitabının 186. sayfasından kendim taradım.

Hünername’den Kanuni’yi avda gösteren minyatür. Halil İnalcık hocanın Has-bağçe’de Ayş u Tarab kitabının 186. sayfasından kendim taradım.

Anlatacağım kütüphane sıradan bir kütüphane değil. Topkapı Sarayı’nın yani imparatorluğun en nadide eserlerinin toplandığı cihan-şümul bir kütüphane. Padişahlara takdim edilen kitapların tezhipli, minyatürlü birer sanat harikası olduğunu söylemeye lüzum var mı? Nakışların (minyatürlerin) güzelliğini Halil İnalcık’ın Has-bağçede Ayş u Tarab Kitabı’ndan görebiliyoruz. Hocanın Süleymânnâme’den, Hünernâme’den seçtiği şu nakışlara bakınız.

Bunları ihtiva eden yazmalar acaba daha başka nasıl güzellikleri ihtiva ediyordur diye sormaktan kendimi alamıyorum. İşte saray kütüphanesine bu nakışlar ve Karahisârî’nin Mushaf-ı Şerîf’ini görmek arzusuyla gittim.

Benim yazma kitaplar ile âşinâlığım Süleymaniye kütphanesine dayanıyor. Süleymaniye’nin okuma odasına gider, nüfus cüzdanımı teslim eder, çantamı dolaba kilitler ve eserleri bilgisayar ekranından incelerdim. CD nüshasını (kopyasını) istediğimde de bir form doldurup parasını verip alırdım. Süleymaniye kütüphanesinin bu usûlünü medhediyor değilim. Fakat Süleymaniye, Topkapı ile mukayese edildiğinde ehven-i şer kalıyor.

Gazetelerden okuduklarıma göre Topkapı Kütüphanesi Çalışanları ilim erbabına çok çektirmiş. Kitapları göstermemişler, nüshalarını (kopyalarını) vermemişler vs. Beşir Ayvazoğlu’nun yazısından öğrendiğimize göre bu vaziyet değişmiş. Artık iyi bir hizmet veriyormuş. Şimdi iyi hizmet denilen şeyin nasıl bir rezalet olduğunu anlatacağım. Benim başıma gelenlerden önce kütüphanenin işleyişini anlatıyorum:

  1. Görmek istediğiniz eser için müracaat formu dolduracaksınız.
  2. Formu nüfus cüzdanı fotokopiniz ile teslim edeceksiniz.
  3. Onay verilirse telefon açıp randevu alacaksınız.
  4. Randevu verilen saatte gideceksiniz, bir bilgisayar ekranından eserin sayfalarının fotoğraflarını görebileceksiniz. Kitabın kendisi mi? Onu ancak rüyanızda görürsünüz.

İşte ben Topkapı’ya bu teşrifattan bî-haber gittim. Zannediyordum ki Süleymaniye gibidir orası da. Gidince, oradakilerle konuşunca meseleyi anladım. Bizi (Arlette ile beraber gitmiştik), bir odaya götürdüler. Oradaki hanım bize formu verdi. Araştırma amacımızı sordu. Zaten bu sual formda da var. Teferruatlı yazmanızı istiyorlar. Ben o zaman sadece “kişisel çalışma” yazmıştım. Sadece merak etmem, sanat sever olmam oradakiler için hiçbir şey ifade etmedi. Çalışan hanım, hiç sormadıysa sebebini beş kere sordu. Biz de beş kere merak ediyoruz cevabını verdik. Formumuzu teslim ettik ama vazifeli memur hanım izin verilmeyeceğinden adeta emindi. Bu noktada izin beklediğimiz şeyin kitabın kendisini görmemiz olmadığını tekrar etmek isterim. Mushaf-ı Şerif’in serlevhasının fotoğrafını görmek istiyorduk sadece. Tabii bu olanlardan sonra hevesimiz kursağımızda kaldı. Üç dört gün sonra bir e-posta göndermişler. Lütuf buyurup bilgisayarda görmemize izin vermişler. Randevu almamızı istiyorlar. Bu posta geldiğinde kasım ayında idik. Ben bir süre ihmal ettim, randevu almadım. Sene atladı yani 2015 geldi. Bu yüzden yani sene atlandığı için iznimizi iptal etmişler. Tekrar müracaat etmemiz lazımmış. Böylece benim de ikinci müracaat maceram başladı.

İkinci müracaatimde gönderdiğim form.

İkinci müracaatimde gönderdiğim form.

27 Şubat’ta yandaki dilekçeyi doldurup e-posta yoluyla müracaat ettim. 28 Nisan’a kadar kimseden ses çıkmadı. 28 Nisan’da ben kütüphaneye telefon açtım. Bu telefon neticesinde yani müracaatten tam iki ay sonra benim ittirmem ile işleme başladılar. Nufüs cüzdanımın kopyasını göndermeyi unutmuşum, onu göndermemi istediler. Onu da gönderdim. Ve nihayet 4 Mayıs’ta müracaatimin tasdik edildiğini yazıp (tabii ki sadece bilgisayar ekranından görme izni vererek) randevu almam gerektiğini yazdılar. Ben imtihanlar sebebiyle ancak 1 Haziran gibi telefon açabildim. Tasdikten bahsettim ve randevu için aradığımı söyledim. Tabii milyonlarca insanın evrakıyla ilgilenen bir kütüphane olduğu için(!) benim evrakımı kaybetmişler! Olur böyle şeyler değil mi? Her gün kim bilir kaç milyon ziyaretçisi oluyordur böyle güzel hizmet veren kütüphanenin. O yüzden hoş görmek lazım.

En-nihayet 4 Haziran’a randevu verdiler. 4 Haziran’da 11.45’te gittiğim için beni almadılar. Öğle tatiliymiş. Saat 13 olunca yine gittim ve görmek istediğim eserin numarasını söyledim. Taşınır hafıza getirip bilgisayara taktılar. Sayfaların fotoğraflarının olduğu klasörü açtılar. Ben de nihayet bu kadar gayret neticesinde sayfaları tarama usulüyle değil de berbat bir fotoğraf çekimi ile bilgisayara aktarılmış eseri incelemeye başladım.

CD kopyasını almak istediğim için ücretleri sordum. Kütüphane çalışanı ne dese beğenirsiniz? Sıradan sayfalar 1 yahut 2 lira imiş ama tezhipli, minyatürlü sayfalar 10 lira imiş. Bu  kitapları kim tezyin etti? Kim nakşetti? Nakşedilmiş yani minyatürlü sayfalar için kütüphane veya kültür bakanlığı daha çok para mı verdi? Hatta herhangi bir miktarda para mı verdi? Bu kitaplar Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kalmış nadide eserlerdir. Bu ezik,  fakir, üç kağıtçı, gelişmemiş, barbarlar tarafından idare olunan devlet de kendisine miras kalan kitaplar üzerinden tüccarlık yapmaya çalışıyor; sanat severler, âlimler, araştırmacılar üzerinden para kazanmaya çalışıyor. Şimdi bu ezik ve yere batasıca kütüphanenin usulüyle kopyaları nasıl aldığımı anlatayım.

Minyatürlerin olduğu on sekiz sayfanın kopyasını almak için form doldurdum. Formu aldım, sarayın diğer ucundaki fotoğrafhaneye götürdüm. Oradan bir kağıt yazdılar. Sarayın bu sefer diğer tarafındaki ayniyat denen yerdeki vezneye 18 fotoğrafın olduğu bir CD için 180 lira ödedim. Oradan ödendi evrakıyla beraber tekrar fotoğrafhaneye döndüm. Bu kadar gayrete ve paraya karşı aldığım şey şu: H 1517 (422) Şimdi size Paris’teki Bibliothèque Nationale’in sitesinden hiçbir ücret ödemeden indirdiğim onlarca yazma kitaptan seçtiğim bir misal göstereyim: Mecalis Burada bir noktaya daha temas  etmek istiyorum. Topkapı Kütüphanesi denen rezil yerden aldığım minyatür sayfalarının hepsi yukarıdaki kadar berbat değil. Bazılarını daha iyi fotoğraf makinesi ile çekmişler. Pekala, ben de soruyorum o zaman? Madem daha iyi makine ile daha kaliteli çekme imkanınız vardı, niçin yazıların okunmasını bile zorlaştıracak kadar kötü çekimler yaptınız? Tabii burada ilk olarak sorulması lazım gelen sual kitapların niçin tarama usulü ile değil de fotoğraf usulü ile bilgisayara aktarıldığı olmalıdır.

Bibliothèque Nationale

Bibliothèque Nationale

İşte Türkiye’nin en nadide eserlerine ev sahipliği yapan kütüphanenin hali budur. Buradan yola çıkarak sanat ve ilim dünyasının gördüğü taltifleri tahmin edersiniz. Gerçi ilim ve sanat dünyasının bence taltif beklemekten önce başka bir ricası var: Gölge etme, başka ihsan istemez.

Onur BÜLBÜL

Hâmiş: Merak eden olursa diye birkaç bağlantı vermek istiyorum: Melun Topkapı Kütüphanesi’ne buradan Bibliothèque Nationale’e buradan
Misal diye koyduğum güzel serlevhanın ait olduğu ve şu anda Bibliothèque Nationale’in kanatları altında bulunan Mecâlisü’l-‘uşşâk’a buradan
Yeni keşfettiğim ve aşağıdaki İran minyatürüne ulaştığım birkaç lisanda neşriyat yapan İspanyolca temelli siteye buradan
ulaşabillirsiniz. Miniatura_Persa-_miniatura_del_libro_“Muraqqa-e_Golshan”_-_1605_y_1628_dC._2

Reklamlar

Kütüphane Rezaleti” üzerine 5 yorum

  1. Ne yazık ki ülkemizde kütüphaneye giden pek kişi olmadığı için kütüphanecilikte çok kötü seviyelerde Onur bey. Topkapı kütüphanesi ziyaretinizde yazdığınız şeylerden bazılarının açıklaması olabilir. Mesele eleman yetersizliğinden geç dönme veyahutta sizin görmek istediğiniz eserin sebebinin sorulması (akademik çalışma dışında bazı eserlerin açılması sıkıntı yaratabilir). Fakat çekilen resim veya taramalardan para alınması (aslında bu kadar yüksek para alınması) nasıl olabilir? Devlet halkına kütüphaneleri açıp yararlandırmak ile mükelleftir. Burada sanki bir kez daha gelinmemesi için çaba sarf edilmekte. Yazık ki bunu anlayabilecek bir kültür bakanımız yok. Bakanlarımız uzmanlıklarına göre bu mevkilere atanmıyor bunu çok iyi biliyoruz. Bütün hayatı para olmuş apitalist bir şirket gibi davranıyor artık. Ne kadar üzücü şu halimiz

    Beğen

    • Efendim, aynen buyurduğunuz gibi. Şimdi nerede bir eserin künyesinde TSMK yazısını görsem ümitsizliğe kapılıyorum. Gözümde büyüyor bu teşrifat. Zaten inat edip gitsem dahi eserlerin taranma durumu ortada.

      Kültür bakanlığı tamlamasını görünce beni bir gülme alıyor. Kendi yok bakanlığı var. Başka yerlere milyonlar dökülen bir ülkenin kültür bakanlığı için bu vaziyet utanç vericidir.

      Mezkur eserden birkaç minyatür daha var elimde. E-postanızı verirseniz onları da zat-ı alinize gönderebilirim. Teveccüh buyurup yazımı okuduğunuz için tekrar teşekkür ederim.

      Beğen

      • Onur bey mail adresime atabilirsiniz çok sevinirim. yalcinseker@hotmail.com tarihi eser ve restorasyonunda da durum pek farklı değil biliyorsunuz. Bazı güzel çalışmalar elbette var ama uzman bir kadro gerekiyor herşeyden önce. İllaki bir hoca olmasına gerek yok mesela kültür bakanının. Sanatı sevse yetwrli olur. İyi akşamlar

        Liked by 1 kişi

  2. Geri bildirim: Vatikan’dan Güzel Bir Yazma | Hasbahçe

  3. Kutuphanelerin işi o kitaplari,yazmalari,minyatürleri vs gizlemek değildir,muhafaza etmektir..ama mankafalar durumdan vazife cikartip kendilerine bir esrarli havalar katarak ibrikçilik yapmaktalar..sirf bu yüzden de ülkemizde araştirmacilar,arşivciler,meraklılar daima engellerle karşilasmakta ve yılmaktadirlar..ama ingiltere’de ya da fransada istediginiz belgeye en azindan bugun git yarin gel olmadan en insani sekilde ulasabiliyorsunuz..neden boyle budala bir devlet yapisi icinde hoyratca calkalanarak ömürlerimizi tuketiyoruz,nicin adam olamiyoruz..?yugoslavya’da savaş oldugu tarihlerde bir cok kuzey ulkesinden araba ile yola cikacagiz,b.elciligi arayip yol emniyeti ile ilgili bilgi istedik..eh eh eh efendim,simdi he he tabii bu he he devlet sirri ho ho,o yuzden bu gizli bilgileri he he size veremiyoruz ho ho..diye munasebetsiz bir cevapla karşılaştık..bulundugumuz ulkenin sos servisini arayip arabayla Turkiye’ye gideceğiz ,yol ve canguvenligi icin bilgi almak istiyoruz deyince.; su şu şu yollarda yoğun carpisma var,su su noktalarda barikat var ama geciste zorluk cikmiyor,eğer su yolu takip ederseniz bm askerleri gecis kontrolu yapiyor,yol biraz bozuk ve iki saat kadar daha uzun ama eger şu noktadan ilerlerseniz tamamen emniyet icinde gidebilirsiniz,italya uzerinden gitmek isterseniz….diye bize bir bilgi verdiler..ben kirilan gururum yuzunden inanin oturup agladim..gizli bilgiymis..butun dunyanin bildiği sey bizimkilerin gizli bilgisi…biktim artik bu medeniyetsizlikten..suleymaniye kutuphanesinin bundan 40 yil onceki hali simdikinden kirk kat iyiydi..bir kutuphanecisi vardi,onu tanimis olmak bile bir sereftir…devlet lese kuzgun başa !!!

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s