Yazmaları Türkiye’nin Gazabından Kurtarınız

 

İki gündür Farsça mütehassısı Prof. Dr. Mehmet Kanar Facebook’ta çeşitli Türkçe yazmaların okunup bilgisayara indirilebileceği bağlantılar paylaşıyor. Benim tespit ettiğim eserler şunlar:
Baki Divani
Leylî vü Mecnûn (Fuzûlî)
Münâzara-i Bahâr ü Şitâ (Lamiî Çelebi)

Baki Divanı'nın Serlevhası

Baki Divanı’nın Serlevhası

Şimdi siz zannediyor musunuz ki bunlar Türkiye hudutları içerisindeki eserlerdir? Hayır efendim. Bunlar Fransa’da Bibliothèque Nationale’de bulunuyor. Kitapların 19. asırda oralara gittiği anlaşılıyor. Biraz tahkikat yapılırsa daha teferruatlı malumat edinilebilir. Benim dikkat çekmek istediğim nokta ise başka.

Maalesef Türkiye’de yazmalara bu kadar rahat bir şekilde ulaşma imkanımız yok! Kültür nezaretiyazmalar.gov.tr diye bir site açmış. Yazmaların bir kısmının ismini, çok az bir kısmının da görüntülerini koymuş. Lakin sayfasını indirmek 50 kuruş. Yani mesela ben Bibliothèque Nationale sayesinde bedava indirdiğim bu üç eseri indirmek için en az 150 lira verecektim. Tabii bu parayı verip indirdiğinizde eserleri rahat bir şekilde okuyabilecek misiniz? Hayır! Çünkü çözünürlük denen şey hiç mevcut değilmiş gibi okunmayacak şekildeki görüntüleri koymuşlar oraya.

Pekala diyelim ki “kardeşim git kütüphanede oku o zaman” diyeceksiniz. Onun da mümkün olmadığını anlatayım. Gidip yazma eser okumanın nispeten kolay olduğu Süleymaniye Kütüphanesi’nde bilgisayar ortamına aktarılmamış yüzlerce eser var. Bunları önünüze getirmiyorlar. Peki ya okuduğunuz eseri CD olarak isterseniz? O zaman yine para vereceksiniz. Ben Fuzuli Divanı’na 130 lira istediklerini hatırlıyorum.

Okumanın kolay olduğu kütüphane böyle ise zor olan nasıldır dersiniz, onu da anlatayım. Bunun en güzel misali Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’dir. Bundan üç, dört ay evvel oranın en meşhur eserlerinden Karahisarî’nin Mushaf-ı Şerif’ini görmeye gittim. Saray’ın içinde oradan oraya gidip sonunda işimi görecek memuru buldum. Bana bir vesika verdi. Buraya şeceremi yazdım. Araştırmanın konusu diye bir kısım vardı. Buraya ne yazacağımı bulamadım. Ben araştırma yapmıyorum, kıymetli bir sanat eseri olduğu için görmek istiyorum dedim. Ama memur illa doldurmam lazım geldiğini söyledi. Şahsi araştırma yazdım. Bunu okuyan memur, “başka bir şey yazın bence çünkü kabul edilmeyebilir” dedi. Yazacak başka bir şeyim yoktu. Öylece verdim vesikayı. 15 gün sonra bir e-posta geldi. Eseri görmeme müsaade buyurmuşlar. Bunun için arayıp randevu almam gerektiğini söylüyorlar. Bu arada eserin kendisini göstermeyecekler bana. Bütün bu eziyet bilgisayar ekranında eserin fotoğrafını görmek için. Ben daha aramadım. Kısmet olursa imtihanlardan sonra randevu alıp gideceğim.

İşte kütüphanelerin vaziyeti bu. Gelelim arşivlere. Ben bütün arşivler hakkında ahkam kesecek değilim. Bildiğim bir arşivden bahsedeceğim. Osmanlı arşivi 2013 Yılına kadar Sultanahmet Meydanı’nda idi. Neticede orası Devlet-i Aliyye’nin merkezi. Orada bulunması kadar tabii bir şey olur mu? Fakat 2013 yılında yani geçen sene Hazîne-i Evrak’ı yani Osmanlı arşivini Kağıthane’ye, Cendere Deresi’ne götürdüler. Şimdi o arşiv çürümeye terk edilmiş halde. Ecdadımız, şanımız, devletimiz diyenler, “isteseler de istemeseler de Osmanlıca öğrenecekler” diyenler sayesinde(!) Sultanahmet’te Hazine-i Evrak’ın yerinde ne var biliyor musunuz? Hagia Sophia Hotel. İşte buyurun:

hagia

 

Bütün bunlardan şunları anlıyorum. Bu topraklar paradan başka hiçbir şeye kıymet vermediğini ispat etti. Burada artık yapacak bir şey yok. Hazine-i Evrak’a bunu yapan, büyük bir kütüphane için tek bir adım atmayan bu cahillerin şak şakçıları bahsettiğim rezillerin yeni Osmanlı olduğunu falan zannediyorlar. Akılsızlık, tembellik, cehalet bu toprakların ruhuna işlemiş değişmiyor. Yapacak bir şey var mı? Evet var.

Bibliothèque Nationale de France

Bibliothèque Nationale de France

Lütfen ama lütfen bu mühim eserleri, yazmaları, taş baskıları, nadir eserleri, arşivi Bibliothèque Nationale’e gönderin, bitsin bu iş. Eserlerin başına bari bir şey gelmesin.
Bunun için imkanım olduğunda Fransa’da da çeşitli adımlar atacağım. Ne kadar eseri bu cehalet toprağından kurtarsak kârdır. Allah esirgesin yoksa ortada eser kalmayacak. Biz okuyamıyoruz bari bu şekilde bizim çocuklarımız ve tabii Türkiye’deki iki üç âlim yahut âlime eserlere ulaşırlar. Ben bu sene New York’ta bulunan Metropolitan Müzesi’ndeki Şah Cihan koleksiyonundan bir tezhip eserini internetten yüksek çözünürlükle indirip bastırdım. Şu anda evimin duvarını süslüyor.

Onur BÜLBÜL

Metropolitan Müzesi'nin Şah Cihan Albümünden

Metropolitan Müzesi’nin Şah Cihan Albümünden

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s