Şerit

sinema-480x275Ne çok severim sinemayı! Sinemada seyrettiğim filmin tadını başka yerde bulamam. Ev sineması falan diyorlar ama bence sinema eve giremez. Girerse sinema olmaz. Hatta veznesi olmayan müstakil salonlara bile sinema demek gelmiyor içimden. Onlardan, soğukluk hiçbir yerde yok.

En güzel, önü afişli, içi vezneli, patlamış mısır satılan sinemalardır. Çok şık, lüks olmasına hacet yok ama bir filmi iki ay oynatanlardan da olmamalı. Çok sayıda salonu olursa daha da makbul olur tabii. Her yerde olmayan filmleri seyretme imkanı doğar. Bunların birkaç salonunu sanat filmi tavsif olunan ucubeler işgal edecektir şüphesiz ama artık ona da tahammül etmek lazım gelir.

Yazıma sinema ve film kelimelerini değiştirmeden başladım. Şimdi değiştireceğim çünkü bu mevzu da üzerinde durulmaya değer bir mevzu. Efendim, ben filme şerit, sinemaya da şerithane derim. Bu kelimelerin mucidi ben değilim. Şeridi Nurullah Ataç’tan öğrendim. Şerithaneyi de kendim uydurdum. İki sene oluyor hayatımdan filmi ve sinemayı. Yerlerini şerit ve şerithane aldı. Etrafımdaki birkaç kişi de yavaş yavaş alıştı buna. Benimsesinler, sevsinler diye bir gayretim yok. Sırf hoşuma gittiği için tercih ediyorum ben bu kelimeleri. “Nurullah Ataç’ın uydurduğu kelimeleri kullanır mıydın sen?” demeyin. Kullanırım elbet. Benim reddettiğim kelimeler çirkin olanlar, türkcenin kaidelerine mugayir olanlar, menşe bakımından hatalı olanlardır. Mesela şiir yerine yır demem. İddia yerine sav demek de hatalıdır. Çünkü iddia bir şeyi dava etmek manasına gelirken sav söz, kelam manasındadır. Kafamıza göre mana mı yükleyeceğiz kelimelere? Sinemayı yani şerit sanatını bıraktık yine kelimelere daldık. Mevzumuza avdet edelim.

Vefatı bir şerit seyircisi olamadım maalesef. Birkaç şey mani oldu benim şerithaneye muntazaman giden biri olmama. Bunlardan biri zevkime göre bir şerit bulamayışım. Bir diğeri de altyazısı şeritleri seyrederken zorlanmam. Altyazısı şeritleri tam manasıyla anlayabilmem için bilgisayarda seyretmem, seyrederken de ikide bir bir durdurmam, geri almam, yazıları tekrar tekrar okumam lazım geliyor. Yoksa katiyen anlayamıyorum. Türkçe seslendirmeli bir şeridi seyretmeler de nefret ediyorum. O yüzden şerithaneye şerit seyretmem için ya güzel bir Türk şeridi (ki nadir bulunur) ya çocuk şeridi (oyunculuk olmadığı için seslendirme mesele olmuyor) ya da basit bir yabancı şerit. Basit olmaz ise anlamamın imkanı yok. Evde Karayip Korsanları şeritlerini seyretmem günlerimi almıştı. İsimleri, vakaları hatırlamakta sıkıntılar çektim. Bazı isimleri şeridi seyrederken Google’a yazarak hatırladım. Biraz zor oldu ama faydası da olmadı değil. Uçan Hollandalı efsanesini ile alakalı bir hayli malumat sahibi oldum.

Bence yazın da kışın da güzel şeriler bulunabilir şerithanelerde. Fakat kışın daha kolay bulunduğunu kabul etmek lazım. Bu kışı ve önümüzdeki kışları şerithaneye giderek geçirmek gibi bir hedefim var. Ne kadar muvaffak olurum bilmiyorum. Bütün kış belki biraz fazla oldu ama en azından şimdiye kadar gittiğimden daha sık gitmek istiyorum.

Herkese iyi seyirler.

4 Eylül 2014
9 Zilkade 1435
Dersaadet

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s