Bir Tanıtım Üzerine

Cumhuriyet Kitap gibi ciddi ve mühim bir gazete ilavesinin 30 Ocak 2014 tarihli sayısında Elif Şafak’ın son kitabı Ustam ve Ben’in tanıtımını görünce biraz hayret ettim. Cumhuriyet Kitap’a yakıştıramadım da onun için. Ama sonra kendi kendime yayın ile yayımla- fiili arasındaki farkı bilmeyen Metin Celal’in yazdığı, Cumhuriyet Kitap’ın incisi Türkçe Günlükleri’nin muharriri Feyza Hepçilingirler’in kıymetinin bilinmediği bir ilave olduğunu düşünüp sakin sakin o tanıtımı okudum.

Tanıtım muharriri Aycan Aşkım Saroğlu serâpâ methiyeler düzüyor. Öyle mübalağası ve mücerret methiyeleri var ki bazı paragraflardan hiçbir şey anlaşılmıyor. En azından ben anlamıyorum. Fakat anladığım bir şey var ki Aycan Aşkım Saroğlu Türkçeye pek ehemmiyet vermiyor. Bir mimarî eserin inşa edilmesini yapmak fiili ile anlatıyor. Dalınç malınç gibi kelimeler de istimal ediyor ama onları çok umursamıyorum. Ben yapmak fiiline takıldım. Bu fiil pek çok fiilin yerine kullanılır oldu. Pişirmek, etmek, kılmak ve inşa etmek aklıma ilk gelenler. Daha kim bilir hangi fillerimizi “yapmak”a kurban verdik ve vereceğiz.

Bir de şöyle bir cümle var yazıda: “Mimar Sinan’ın ‘sürekli yaptıklarını geride bırakmayı bilen’ sanatına duyduğu aşk şse en başta.”

Cümlede geçen “sanat”ın vasfı neymiş? “Sürekli yaptıklarını geride bırakmayı bilen”. Sanat dediğimiz mefhum meğer çeşit çeşitmiş de Mimar Sinan’ınki “sürekli yaptıklarını geride bırakmayı” biliyormuş. Tabii buradan sanatın bir şeyler “yaptığı” manasını da çıkarabiliriz. Bir de “sürekli” sıfatı “yaptıklarını” kelimesini tavsif ediyor. Çünkü onun önüne gelmiş. Halbuki “geride” kelimesinin önüne gelsin ki “geride bırakmayı bilme” işinin sürekliliğini ifade etsin. İşte şiir gibi yazma gayreti bir yerden sonra böyle ifade hatalarına sebep oluyor. Aycan Hanım’ın nazım ile nesirin farkı üzerine daha çok düşünmesi lazım.

Elif Şafak’ın Türkçeye ehemmiyet vermediği, Türkçeye vakıf olmadığını bilmeyenimiz yok. Fakat görüyorum ki Elif Şafak hayranı kitap meraklıları da bu vasıfları paylaşıyorlar. Bu vaziyet her Elif Şafak hayranı için muteber olmasa da ben Türkçe hassasiyetine sahip kârilerin (okurların) Elif Şafak’a Aycan Aşkım Saroğlu gibi methiyeler düzeceğini zannetmiyorum.

Bu tanıtımı okurken gözüm internette dolaşan bir tenkidi aradı. Sizin de görmüş olmanız kuvvetle muhtemeldir çünkü pek çok sayfada paylaşıldı. Bu tenkit mimarî bir nazarla yazılmış. Mimar Sinan ve devrinin hakikatleri ile kitaptaki vakaların nasıl tezat teşkil ettiğini anlatıyor. Aycan Aşkım Saroğlu bu mühim tenkide de temas etseymiş iyi olurmuş. Hiç olmazsa tenkidi tenkit etseymiş. Ben bu yok saymanın biraz da kabullenme ihtiva ettiğine kaniim.

Elif Şafak’tan büyük eserler bekliyor değilim. O, sadece Türkçeye ehemmiyet vererek edebiyatımızda işgal ettiği yerdeki tahribatı telafi edebilir. Kendisinden ve takipçilerinden tek beklentim biraz daha Türkçe hassasiyetidir.

Onur BÜLBÜL

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s