Varlık’ta Bir Mülakat

Varlık mecmuasının Ağustos 2013 sayısını aldınız mı? Ben almayı bırakmıştım güya ama kitapçıda gördüğümde dayanamıyorum. Elim gidiveriyor. Bu ay da duramadım, aldım. Kapak mevzuu “yokluğun varlığı olarak çöl” gibi deli saçması bir şey olsaydı almazdım ama “taşra ve edebiyat” mantıksız gelmedi. Bir de kapakta Feyza Hepçilingirler’in fotoğrafı dikkatimi celbetti. Feyza Hanım ile mülakat yaptıklarını da okuyunca hemen aldım.

Evvela o mülakatı okudum. Zaten onun dışında okunacak bir şey bulamadım. Feridun Andaç’tan güzel bir yazı bekliyordum ama o da yoktu.

Mülakatın umumi mevzuu Feyza Hepçilingirler’in “Nasıl Pop-yazar Olunur?” kitabı imiş. Mülakatı ağır ağır, tadını çıkara çıkara okudum. Doğrusu çok eğlendim. Güzel bir mülakat okumayalı epey olmuş. Mülakat güzelse okuması da zevkli oluyor. Ayni zamanda çok şey öğretebiliyor. Bir fikri kırk tane cümle ile ifade edemeyen mecmualardaki münekkitlerin aksine muharrirlerim ekserisi derdini kolayca anlatıyor. Benim okuduklarım hep böyle idi. Feyza Hanım ile yapılan mülakatta da her şeyi güzelce anlatan, anlaşılır cümleler kuran Feyza hanımın kendisi. Mülakatı yapan Şule Ünsal’ın sualleri ekseriyetle beni çıldırtacak kadar mugayir ve benim nazarımda acayip suallerdi. Bakınız, bir misal vereceğim ve neyden müşteki olduğum hemen anlaşılacak. Noktasına, virgülüne dokunmadan Şule Ünsal’ın sualini alıyorum buraya:

“Picasso Les Lettres Françaises dergisinde, 25 Mart 1945’te, ‘Bir sanatçı nedir dersiniz? Ressamsa yalnız gözleri, müzikali ise yalnız kulakları, ozanda kalbinin her katında bir lir ve hatta boksörde yalnız adaleleri olan bir ahmak mı? Tersine aynı zamanda bir siyasetçidir sanatçı,” demiştir. O vakit edebiyatı metalaştıran popüler yazar ile siyaseti arapça ‘seyis etme’deki manasında kullanmayıp laf fason üretimi yapan siyasetçi eş değil midir?”

Geçmiş olsun. Sual bitti. Anladığım kadarı ile siyasetin hakkını vermeyen ve sadece hoşa gidecek laflar eden siyasetçi ile popüler olmaya çalışan ama kıymetli eser vermeyen edebiyatçı eş değil midir diye soruyor. Picasso’yu neden karıştırdı anlamadım. Picasso’nun iktibas ettiği o sözün ne manaya geldiğini de anlamadım. Neyse ki Feyza Hanımın cevabı yerli yerinde ve mantıklı.

Bunun gibi pek çok misal var o mülakatta. Mantıksız suallere verilen mantıklı ve güzel cevaplardan müteşekkil bir mülakattan karşımızdaki. Şule Ünsal’ın karşısındaki Feyza Hanım gibi edebiyata ve dile ehemmiyet veren biri olmasaydı hayatta okunmazdı.

Mülakatın mevzuu olan Nasıl Pop-yazar Olunur? kitabında anladığım kadarıyla bu gibi mantıksız lafların edebiyat sayılmasına da isyan var. Zaten olması da gerekir. Popüler edebiyat denilen ucube biraz da bir takım lâf ü güzâfın edebiyat telakki edilmesi yüzenden tezahür etmiştir. Zamanımızın kanayan yarasıdır bu bana göre. İlk fırsatta okuyacağım Feyza Hanımın kitabını.

Onur BÜLBÜL

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s