Uyduruk Kelimeler

image

Öztürkçecilerin uydurdukları kelimelere laf edenlerin gayeleri aslında eski kelimelerin ekmeğine yağ sürmekmiş. Amanın, açılın Suat Özer tespit buyurmuş. Kimsenin göremediğini görmüş de etrafındakilere ziya saçmış. O söylemese biz nereden bileceğiz uydurma kelimelere karşı çıkarken eski kelimeleri istediğimizi.

Uydurma kelimelere muhalefet ederken eski kelimeleri müdafaa ettiğimi hiçbir zaman saklamadım. Ben Türkçemizin ölü lisan olarak Farsça ve Arapçayı kabul etmesini istiyorum. Türkçenin inkişafını bu yolda görüyorum. Garp lisanlarından giren kelimelere de Arapça ve Farsça kaidelere göre isimler bulunmasını müdafaa ediyorum. Şimdi bu dediğim de uydurmak değil midir? Hayır değildir. Çünkü Arapça ve Farsça, kaideleri oturmuş lisanlardır. Tıpkı Latince, Yunanca gibi. Türkçenin ekleri ise mürettep (düzenlenmiş) değildir. Laf ettiğim uydurma kelimelerde istimal edilen (kullanılan) Türkçe eklerin uf’ûleleri (fonksiyonları) malum değildir.

Madem istemiyorsunuz istimal etmeyin diye buyuruyor Suat Özer. Ben hak veriyorum bu mevzuda Suat Özer’e. Lisan inkılabı denen lisan katline muhalif insanlar mümkün olduğunca kavaidi (grameri) gayr-i muayyen kelimeleri istimal etmemeliler. Ben de buna dikkat ediyorum. Yalnız Suat Özer tenbihatta bulunmakla kalmıyor. Küçük bir fihrist (liste) veriyor. Diyor ki bunları istimal etmeyin muhalifseniz. Bir tanesi hariç ben de istimal etmiyorum. O bir tane için ise münasip bir kelime bulduğumda onu da atarım. Lakin bir hususa daha temas etmek istiyorum. Suat Özer’in “Türkçenin kurallarına uygun olarak türetilen” kelimeler diye tavsif ettiği kelimeler pek de Türkçenin kaidelerine “uygun” değil. Birkaç misal vereyim:

Tasarı: “layiha” kelimesi için bunu tercih ediyorlar. Tasar + ı şeklinde uydurmuşlar bu kelimeyi. ı ekinin asıl vazifesi fiilden zarf yapmak olsa da kaideye riayet edilmeden bu ek tercih edilmiştir. Tasar fiili ise zaten mevcut değildir.

Özgür: “Serbest, âzâde, hür” kelimeleri için tercih ediliyor. Öz+gür şeklinde uydurulmuş ama gür ekinin vaziyeti ve vazifesi meçhuldür.

Uzay: “Mekân” kelimesi için uydurulmuştur. Uza+ay şeklinde uydurulan bu kelimedeki ay ekinin evveliyatı mevcut değildir.

Üçgen: “Müselles” kelimesi için üç+gen şeklinde uydurulmuş bir kelimedir. Gen ekinin evveliyatı yoktur. Yunanca gōnía (köşe açı) ekiyle alakası olabilir. Çünkü Yunancada benzer şekilde istimal edilir: trígōno.

Suat Özer’in fihristi uzadıkça bu fihrist de uzar. Benim burada işaret etmek istediğim nokta kelime uydurmaktaki keyfiliktir. Uf’ulesi gayr-i muayyen eklerin rastgele istimal edilmesi ile meydana gelen kelimelerin Türkçe gibi güzel bir lisana yaraşır ciddiyette olmadığı izahtan varestedir.

Türk lisanının böyle oyuncak olmasına gönlüm el vermiyor. Biliyorum ki mezkur “uydurma” kelimelerin lisanımıza zararı var. O yüzden tefekkür eden dimağların, “özdil” gibi elle tutulur tarafı olmayan işe değil de ilme mebnî (dayanan) usul ile hakiki lisana sarf-ı mesai edeceklerine kaniyim. 


Onur BÜLBÜL

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s