Kendine Gelmek

Sakin sakin oturmak, serin kanlı olmak… Bana uzak şeyler. Dışarıdan pek öyle görülmez biliyorum ama inan olsun içimde fırtınalar koparırım ben. Kurdukça kurarım. Belli etmem belki ya parlayıveririm. Tabii keskin sirke küpüne zarardır, bir neticeye de varmaz öfkem kendimi yerim elerim.

Kolay sinirlenirim dedim ya kolay da sakinleşirim aslında. Bir saat içinde bambaşka bir insan oluyorum. Hasta olduğuma dalalet eder mi? Bilmiyorum, belki eder. Lakin fark ettim ki pek lüzumsuz şeylere öfkelenip, kendimi de etrafımı da üzüyorum. Neye öfkeleniyorum mesela? Ne fark eder ki şuna buna işte. Dert edilmemesi gereken şeyler hepsi. Asıl dertleri, sıkıntıları gördükten sonra lafı bile edilmeyecek şeyler oluyor benimkiler. Sık sık o gerçek sıkıntıları mı görmek lazım bilmiyorum? Çünkü kendine geliyor insan. İpe sapa gelmez bir şey için söylene söylene yürürken sokakta, karşınızdan gelen tekerlekli sandalyede biri geldiğinde nasıl oluyor insan? Benim bugün başıma geldi bu. Neye uğradığımı bilemedim. İnan olsun ne dert dediğimin dertlik hali kaldı ne de ettiğim lafların bir ehemmiyeti. O mânialı (engelli) beyefendi kendime getirdi beni. Hakikatlerle yüzleştirdi. Hayatta en mühim şeyin sıhhat olduğunu anlattı. Sultan Süleyman da anca ihtiyarlığında, bir ayağı çukurdayken fark etmiş bunu. Demiş ya hani “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” diye. Bana öyle geliyor ki bu beyitteki “halk” bizim bildiğimiz manadaki halk değildir. Avam manasındadır. İnsan hakikati görünceye kadar halk olarak, avam olarak kalır. Şimdi burada halkın avam oluşundan bahsetmeyeceğim, çok uzun mesele o ama diyebilirim ki sıhhatin ehemmiyetini anlayınca kurtuldum ben avamlıktan, beyitteki halkın alelade bir ferdi olmaktan. En azından şimdilik öyle hissediyorum. Yoksa kim bilir neler neler göreceğiz de kat-be-kat müteessir olacağız.

Sultan’ın o güzel beytini zikretmişken şunu da söylemek isterim ki “devlet” kelimesi de bizim devlet değildir. Zaten öyle düşününce bir manası da olmuyor. Sıhhat gibi devlet yokmuş. Sıhhat diye devlet yok ki arzın üzerinde. Devlet, saadet demektir. Sultan, sıhhatin saadet olduğunu söylüyor. Hakikaten de bu yazdıklarımla tevhit edebilirim bunu. Öfkeyi, derdi, kederi yok edivermedi mi farkına vardığım sıhhatim? Yok etti hatta saadeti ve şükretmenin verdiği huzuru verdi. Şimdi bana kalırsa insan aldığı sıhhatli bir nefes için Allah’a hamdetmeli. “Vel hamdülillahi Rabbil alemin”…

      

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s