TDH (Türkçenin Diriliş Hareketi)

                23 Nisan günü Feysbuk’ta Türkçeciler diye bir yazı kaleme almıştım. Sonra gördüm ki “Türkçe”nin Diriliş Hareketi sayfasında bu yazı mukaseme edilmiş (paylaşılmış), birkaç da güzâriş (yorum) yapılmış.

                Yazının okunmasına, ne yalan söyleyeyim, memnun oldum. TDH müdiri (yöneticisi) sayfadan atılmamın bana dokunduğunu söylemiş. Öyle değil ya varsın o öyle zannetsin. Zarar yok. Lakin bana garip gelen birkaç güzariş (yorum) oldu. Mesela Ali Kaya Bey’in güzarişi. Ali Bey, İsmet İnönü’nün hatıratından iktibas etmiş (alıntı yapmış): “Devrimin temel gayelerinden biri yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağlarını koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı.” Bu hakikatin bilinmesi hayli tuhaf. Elbet o sayfa tarafından da malum bu hakikatin peşine düşmek nasıl bir mantıktır? Bir insan bu hakikatı bile bile hala harf inkılabını nasıl müdafaa eder, idrakı hayli zor.

                Harf inkılabı ile alakalı karalamak öyle basit bir şey değil. Türk tarihine derinden tesir eden bu hadiseyle alakalı yazmak için evvela biraz akletmek, fikretmek lazım. Yine de söylemeden geçemeyeceğim, İsmet Paşa  dediklerinde çok haklı. Bu inkılap ensalin geçmişle irtibatını yok etmiştir. Sırf bu sebeple vaz geçilmesi ve derhal Arap harflerine rücu edilmesi lazım gelmektedir. Aksi halde zaten berbat olan lisanımız tamamen garp lisanlarının tesiri altına girecek ve halâsı (kurtuluşu) mümkün olmayacaktır.

                Neyse bununla alakalı daha sonra uzun uzun yazar, çizeriz.

                Merak ettiğim bir şey var. TDH sayfasının müdir ve müdirelerinin gayelerini bilmek isterim. Kafalarındaki Türkçe nasıldır? Kim okur, kim yazar bu Türkçeyi? Hakikaten merak ediyorum. Bir de sual ediyorum: “Ensalin, Fuzuli’nin Leyla vü Mecnun’unu okuyamaması onların canlarını yakmıyor mu?” Yoksa Fuzuli’yi Türk şairi görmüyorlar mı? Öyle ise bu hepsinden acıdır. Ve eğer bu sualimin cevabı “görmüyoruz” ise iki çift laf etmek de boynumun borcudur.

                Son olarak, sevgili kari (okur), sen çok kafa yorma bunlara. Bir sadeleşme sevdasına kapılmış, sarhoş olmuş insan kevmesidir (kümesidir). Daha evvel demiştim: “Mesele, medeniyet meselesidir.”. Bırakalım medeniyet fakiri mefkureleri ile çalışmaya devamm etsinler diyeceğim ama dilim varmıyor. Türkçeyi bunlara bırakamayız. Bırakmayacağız da. Türkçe o kadar kıymetsiz değil.

Onur BÜLBÜL

İlave: Kaan Kuran Bey’den de bir istirhamım olacak. Benim büyük çelişkiler içinde olduğumu buyurmuşlar. Daha teferruatlı izah ederlerse müteşekkir olurum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s